Bugün üstünde durmamız gereken ilk şeyin -ki kadın ırkına mensup bir birey olarak- hayaller olduğunu düşündüm.
Hepimiz tatlış hayaller kurarız çünkü.
Kimi Alain Delon gibi bir sevgilinin, kimi fiyakalı bir üniversitede fiyakalı bir bölümün, kimi orijinal Gucci bir çantanın, kimi binlerce liranın, kimi finalde Brütüs'e dönüşmeyen bir dostun, kimisi beleş bir Kore tatilinin, kimisi de üniversitede en yakın arkadaşlarıyla Amerikanvari bir ev hayatının hayallerini kurar.
Ve genelde İbrahim Erkal gibi bir sevgilin, Erzurum'da gazetecilik bölümün, çakma Michael Kors'un, devlet bursun, sırtında sıra sıra hançerlerin ve maksimum lisede okulla gittiğin Anıtkabir ziyaretin olur.
Bil ki Hollywood etkisiyle planlanan o hayatının Samanyolu kanalında haftalık yayınlanan bir diziden farkı olmayacak.
Gerçekler acıttı değil mi?
Susmayacağım.
En sonuna en çok tepetaklak eden üniversitede ev hayalini sakladım. Yazının asıl amacı zaten bu.
Evet dostlar, yemedim içmediiim,
ilk iş olarak sizlere üniversitede eve çıkmaya niyetlendiğinizde umduğunuzu değil, bulacağınız şeyleri maddeledim.
simdi az açılın.
1- En geç yarın açılır denilen elektrik ve su 1 haftadan önce gelmez.
3-"Amaaaan 3 kişinin bulaşığından ne olacak" diyorsun ya, o bulaşık asla bitmez.
4-Anneler temizledi diye ev pırıl pırıl olmaz. Ay şurada şu var, burada bu kalmış der ve bütün evi en başından temizlersiniz.
5-En fazla 2 gün sürer sanılan temizlik 3. haftaya sarkar.
6-Fasulye annenin tarif ettiği gibi yirmi dakikada değil bir saat yirmi dakikada pişer. Ve sen bunu kestirene kadar bir arkadaşınız mide kanserinden vefat etmiş olur.
7-"Bunu kesin almamız lazım" dediğiniz hiçbir şeyi almazsınız.
8-"Çamaşır makinemiz olacak çamaşırlarımızı mis gibi yıkarız" dersiniz ama pis çamaşırlarınız sonunda poşetin birinde çürür.
9-Her işinize koşan ev sahibinizin oğlu asla yakışıklı olmaz.
10-Komşularınız çılgın partiler yapıp kapınızın altından davetiyeler atan, hoşgeldin demek için ellerinde kekler börekler olan insanlar değil, gece gündüz çatlak sesiyle "Seeevgiieee!" diye böğüren menapozlu teyzeler olur.
11-Pilav ya suyunu çekmez, ya fazla yağlı olur, ya dibi tutar, ya da çiğ kalır. İhtimaller bu kadar.
12-Evdeki örümcek soyu asla tükenmez. Tükendi sandığınız anda kendinizi avcunuz kadar bir örümceğin peşinde terliklerle elektrik süpürgeleriyle çığlık çığlığa koşarken bulursunuz.
13-Yağmurlarda mutfak su alır.
14-Halılarınızdan birisi mutlaka halılarınızı yıkayan firma tarafından araklanır.
15-Gündüzleri mahallenizde yumuş yumuş kestiren kedileriniz geceleri çığlık çığlığa birbirini yer, uyutmaz. "Bu mahallede hayaletler mi dolaşıyor acaba?" soruları dillenir.
16-Ellerinizde kahveler, kıçınızda pijamalarla salona yayılıp sabahlara kadar sohbet etmek bir yana, salonda buluştuğunuz yegane an "İnternet kesildi kızlar yaa dizim yarım kaldı, noluuuyor?" anıdır.
17-Her sabah atmayı unuttuğunuz çöp poşetinden (kovasından demiyorum bakın) yayılan pis koku sebebiyle zehirlenmeniz an meselesidir.
.......................
Devamı gelir, mutlaka devamı vardır. Mutlaka devamı gelir. Fakat ben yorgunum.
Özetle önceki hayatınızda bordo bereli değilseniz, ağlamaya, yılmaya, yıkılmaya meğilliyseniz ya efendi gibi dizinizi kırın münasip bir kısmet bularak çoluk çocuğa karışın ya da sizin için cemaat yurdu, okul yurdu gibi illetlik seçenekler var.
Yurt konusunu da uzun uzadıya konuşalım bir ara.
Şimdi, hasta la vista!

